Giriş Yapan Ziyaretçi Sayısı

Friday, March 1, 2013

New York Moda Haftası Sonbahar - Kis 2013



New York Moda Haftası 2013


Moda Dünyası’nın tüm telaşı ve hareketi yine geçtiğimiz hafta New York’a yöneldi. Buzlu kaldırımlar ve ciddi bir kar fırtınası tehtidi altında başlayan New York Moda Haftası, tüm olumsuz hava koşullarına rağmen yine muhteşem şovlara, tasarımcılara, konuklara, modellere, gazetecilere ev sahipliği yaptı.
Fırtına “ Nemo” yüzünden dışarıda 30 cm’ yi bulan kar ve şiddetli rüzgâr, ne haftaya katılan firmaların, ne de moda tutkunlarının gözlerini korkutabildi. Modacıların aylardır üzerinde çalıştığı tasarımlarını sunmak için bu prestijli moda şölenine katılmalarıyla New York adeta ısındı, canlanandı ve yeniden hayat buldu. Tüm şovlar biraz gecikmeli de olsa full dolu salonlarda büyük bir coşku ile sergilendi.
Şu günlerde bütün hızıyla devam eden Moda Haftalarında, sıra New York ve Londra’dan sonra Milano’ya gelse de, birbirinden şahane Sonbahar-Kış 2013-14 sezonu tasarımları, podyumları, katılımcı yıldızları, backstageleri, modelleri, dedikoduları hatta sokak modası ile New York Moda Haftası yankılarının daha uzun süre devam edeceği şüphesiz.
Uzun kış günlerinin ardından gelecek yazın hayallerini kurarken hatta, henüz 2013 İlkbahar’ına bile girememişken, şimdi nereden çıktı önümüzdeki kış demeyin! Birbirinden şahane 2013-14 sezonu Sonbahar-Kış tasarımı kürkleri, derileri, kadife elbiseleri, kaşmir paltoları, mont ve ceketleri, kuzey esintili kalın örgülü kazakları, atkı ve konçları, uzun ve kısa şahane botları, çizmeleri,  trikoları, gömlek ve ceketleri gördükten sonra sizde emin olun önümüzdeki kış sezonunu şimdiden merakla bekliyor olacaksınız!
Öyleyse New York’ta neler ve kimler öne çıktı, akılda neler kaldı, şöyle bir hatırlayalım mı ?
BCBG Max Azria - Jason Wu - Rag & Bone - Herve Leger - Diane von Furstenberg- DKNY - Alexander Wang - Zac Posen - Tommy Hilfiger - Donna Karan - Rebecca Minkoff -Victoria by Victoria Beckham - Vera Wang - Marc by Marc Jacobs - Oscar de la Renta - Michael Kors - J. Mendel - Ralph Lauren - Calvin Klein gibi dev markaların katıldığı haftadan işte benim sizin için seçtiklerim.
Alexander Wang
28 yaşındaki Tayvan asıllı Kaliforniyalı tasarımcı  Alexander Wang, New York Cunard binasın da düzenlenen şovunda hoparlörlerden yayılan “Eye of the Tiger” parçası  eşliğinde, bugüne kadar yaptığı kendinden en emin ve beklenmedik koleksiyonlarından birini sundu.
Belki de, kendi adına düzenlediği son solo şovunu sergileyen Wang, bilindiği gibi Balenciaga'nın yeni kreatif direktörü olarak Nicolas Ghesquière'in yerine geçecek ve markanın erkek, kadın hazır giyim koleksiyonları ve imajından sorumlu olacak, ayni zamanda Alexander Wang koleksiyonunu da hazırlamaya devam edecek.
Uzun Gri bir palto ile başlayan defilede Wang, kaşmir kapüşon ve bereleri, boğazlı kazakları, kürklü abartılı boks  eldivenleri ve ayakkabıların üzerine giydirdiği triko tozlukları  ile hem gelecek kışın hem de kendi yaratıcılığının sınırlarını zorlamış sanki. Anlaşılan o ki Alexander Wang, 2013 kışında  herkesi  kat kat giydirmeye çok hevesli.
Melanjlı kürkler, deriler, yünler, kaşmir trikolar, düşes satenler, alpaka kumaşlar, payetli örmeler ve lazer kesim deri işlemeler ile zenginleşen koleksiyonda; grinin sisli ve soluk tonları ve Siyah ana renk olarak seçilirken Karamel tonları, Metalik Gümüş, Koyu Yeşil ve Krem bu biraz sinirli ayni zamanda göz ardı edilemeyecek kadar ilginç koleksiyonun diğer renklerini oluşturdu. Moda Dünyası’nın farklı tarzı ile adından sıkça söz ettiren genç yeteneği  Wang, hem bu koleksiyonu ile hem de Balenciaga’ya geçişi ile New York Moda Haftası'nın en çok konuşulan isimlerinden biri olmayı başardı.
BCBG Max Azria
New York  Moda Haftası’nın ilk  ses getiren defilelerinden birine imza atan ve  İstanbul' un tarihi mimarisinden  ilham  alınarak hazırlanan  BCBG Max Azria  2013 Sonbahar -Kış koleksiyonu, bu günün modern çizgilerini İstanbul’un tarihi ile birleştirmiş, belli ki Max Azria’nin eşi ve firmanın kreatif direktörü olan Lubov Azria geçen Eylül ayında  çıktığı İstanbul seyahatinden oldukça etkilenmiş.
Özellikle mozaik, duvar halısı, cami resimleri yanında güney Avrupa  Çingeneleri’ nden de esintiler taşıyan koleksiyonda üst üste giyilen parçalar, salaş ve oversize siluetler biraz dağınıklık hissi yaratsa da kullanılan kumaşlar ve desenlerin mükemmel uyumu sayesinde harika bir tarz ortaya çıkmış. İşte bu sokakların rahat, ama son derece cezbedici  tarzını podyuma taşımaya çalışan  marka, 2013 kışı için genelde Füme, Siyah, Koyu Kırmızı, Bordo ve Kobalt gibi koyu renkleri kullansa da koleksiyonun karanlık görüntüsünü, grafik desenlerle kombinleyerek renklendirmeyi basarmış. Deri ve kürkün  çok yoğun kullanıldığı koleksiyonunda  spor bir görüntü olmasına rağmen lazer kesim deriler, şifonlar, maxi gömlekler, yüksek çizmeler, geometrik baskılar ve dantel detaylarla koleksiyona göz alıcı bir hava katılmış.
Victoria Beckham
New York Moda Haftası kapsamında sahne alan Victoria Beckham 2013 Sonbahar-Kış koleksiyonu, tüvit, ekose ve balıksırtı gibi İngiliz mirası kumaşları, derin V yakaları, ince kemerleri, diz altı etek ve elbiseleri, cüretkar yırtmaçları ile göz doldurdu. Modacının, artan öz güveni ve olgunluğunu yansıttığı koleksiyon herkesin büyük beğenisini toplarken tüm moda eleştirmenlerinden de yine tam not almayı başardı. Kendini tam bir kontrol delisi olarak tanımlayan ve koleksiyonunun sorumluluğunu asla başkalarına bırakamayan Beckham 2013 kışı için;yine desenden uzak, sade, çağdaş, uyumlu, temiz, berrak bir koleksiyon hazırlamış. Saks Mavisi, Mor, Vizon, Kahve ve Limon Sarının yanında, tabi Beckham’ın vazgeçilmez rengi Siyahın kullanıldığı çekici elbiseler, büyük paltolar, deri kombinler, kendini çok da belli etmeyen ekoseler, asimetrik kol kesimli ceketlerden oluşmuş parçalarla bu koleksiyon, kadınsılığın tavanına vurmuş desek yeridir.
Jason Wu 
Jason Wu  defilesi, dışarıdaki tüm şiddetli rüzgara ve başlayan karla karışık yağmura rağmen Park Avenue’ da ki  şovun düzenlendiği muhteşem salonu tamamı ile doldurmayı başardı. Michelle Obama' nın da  kıyafetleri konusunda kendisinden destek aldığı Wu, Moda Dünyası’ nda her geçen gün yükselen bir grafik çiziyor. Aslında onun dehası, koleksiyonlarında teşhircilik ve abartıya kaçmadan, saygın, kendinden emin ama bir o kadar da seksi kadını yaratabilmesi. Bu güne kadar ki en olgun koleksiyonu hazırladığını söyleyen Wu, bu koleksiyonunu “Ekstrem Dişilik” olarak adlandırmış. Siyah ve Beyaz tonlarına olan tutkusunu bir kez daha gösteren modacı bunun dışında Gri, Kırmızı, Mor, ve Mürekkep Mavi gibi renklere de koleksiyonunda yer vermiş. Her fırsatta fazlasıyla feminen elbiseler yaratmak istediğini söyleyen Wu, bu görünümü; yılan  derisi baskılar, parlak siyah tilki yaka kürkler, sivri yakalı beyaz gömlekler, şeffaf siyah dantel yağmurluklar, renk blokları, bakırımsı kahverengi parkalar,  pilili ipek etekler ve özellikle de  Peplum detayları ile sağlamayı basarmış.
Bu arada nedir bu son dönemde sıkça duyduğumuz “Peplum” derseniz; bunun aslında 19. Yüzyıl’ da doğan daha sonra 1940' larda popülaritesi artan son dönemlerde de Louis Vuitton, Marc Jacobs, Balmain ve Jeremy Scott gibi tasarımcılar sayesinde de modaya geri dönen, ceketlerin, eteklerin ve elbiselerin bel kısmına monte edilmiş  ek bir etek görüntüsü veren parçaya verilen isim olduğunu söyleyebilirim.
Oscar de la Renta 
Oscar de la Renta defilesi,  New York Moda Haftası’nın oldukça merakla beklenen şovlarından biriydi, bunun nedeni, bir süre önce süperiz bir şekilde gerçekleşen  John Galliano ve Oscar de la Renta el sıkışması tabi ki, böylece iki yıl aradan sonra  Moda Dünyası’na yeniden dönen modacının koleksiyona neler katacağı  büyük merak konusu oldu. Hatırlarsanız, Fransız modaevi Christian Dior, sarhoş halde bir kafe de söylediği Yahudi karşıtı ve Hitler hayranlığı sergileyen  sözleri internette yayımlandıktan sonra Galliano’nun işine son vermişti.
“Galliano’nun yeteneğine hayranım, son üç haftadır birlikte çalışıyoruz, toparlanma süreci için gerçekten çok çalıştı ben de onun Moda Dünyası’na geri dönmesi için yardımcı oldum, bu nedenle de çok mutluyum” açıklaması yapan Oscar de la Renta‘ ye Galliano da  “Oscar’a kelimelerle ifade edemeyecek kadar minnettarım.” diyerek karşılık verdi.
Şovun düzenlendiği salı günü geldiğinde, Galliano hiç kimseyi hayal kırıklığına uğratmadı ve Oscar de la Renta markası, usta modacının sihirli çizgileriyle  yine muhteşem bir koleksiyona imza attı. Defilenin sonunda moda severler Galliano’yu  piste bekleseler de final yürüyüşünü, bu sene  50. yılını kutlayan ve bu güne kadar sayısız  First Leydi ve Hollywood starını giydiren markanın 80 yaşındaki kurucusu  Oscar de la Renta ünlü model  Karlie Kloss ile yaptı. Ama Galliano’nun defilenin kulisinde  olmasına rağmen podyuma çıkmaması yeni birçok dedikodu ve soru işaretine neden oldu.
Biraz da koleksiyondan bahsedecek olursak; Sonbahar‘ da görmeye alıştığımız o koyu ve pastel renklerin yerine Yeşil, Fuşya, Mor,  Kırmızı, Sarı  gibi canlı renklerin ağırlıklı kullanıldığı kırmızı halıya layık tasarımlarda; baskılar, çiçekli ve boncuklu işlemeler, danteller, lateks etekler ve üstler, kapüşonlu pelerinler, kürk etol ve yakalar, uzun eldivenler, cloche şapkalar ve kemerler çok şıktı. Özellikle Barok havası estiren işlemeleri ile Fuşya ve Mor renkli iki gece elbisesi günlerce dergilerin  moda sayfalarını süsledi.
Ralph Lauren
Ralph Lauren, 14 şubat sevgililer gününe denk gelen ve St. John Center Stüdyo da düzenlenen defilesin de yine muhteşem bir koleksiyon ile herkesi adeta 19.Yüzyıl’ ın  Rus devrim günlerine götürdü. Rus etkisinin açıkça hissedildiği  Ralph Lauren  2013 Sonbahar -Kış koleksiyonunda, podyumda yürüyen mankenler sanki Lev Tolstoy romanının sayfalarından dışarı çıkmış modern Anna Kareninalar gibiydi. Modacının; romantik devrimci bir ruhtan etkilendiği ve bu bağımsız, cesur, zamansız kahramanın önce kendini, sonrada aşkı buluşunu anlattığı koleksiyonunun ilk bölümün de; altın işlemeli subay ceketleri, yelekler, çizme içine sıkıştırılmış ve yüksek bel pantolonlar, askeri paltolar, fırfırlı beyaz gömlekler, fularlar ve kaşmir kazaklarla maskülen bir hava yaratılmak istense de sonrasın da kadife, tafta, tül ve dantel kumaşların zarafeti içinde ki gece kıyafetlerinde, dirseğe kadar uzanan eldivenler, kalpaklar, kürk pelerinler ve muhteşem boncuk islemeli  takılarla her kez derin bir romantizme sürüklerken,  Ralph Lauren  herkesi önümüzdeki kış modern birer Anna Karenina olmaya davet eder gibiydi.
Koleksiyon; Siyah, Bordo, Koyu Lacivert gibi renklerle biraz ağır, biraz karamsar gibi görünse de, asil havayı  mükemmel yansıtan Mor, Bordo ve Yeşil kadife kumaşların koleksiyondaki uyumu ve finalde şampanya rengi tül gece elbisesi, ayni renk kalpak ve etolü, uzun eldivenleri yanında chandelier küpeleri ile  Daria Stroukos tam bir masal prensesi gibi, tek kelime ile büyüleyiciydi.
New York Moda Haftası’nın ilk günlerinde tasarımlarını  sergileyen ve desenlerin kraliçesi olarak tanınan Von Furstenberg “Glam Rock” temalı koleksiyonu  ile yine çok renkli, yine çok eğlenceli bir o kadar da güçlü ve cazibeliydi. 2013 Sonbahar-Kış koleksiyonu ile "Partiye hazır mısınız ?" diye soran ünlü modacı “Hayat zaten bir parti ! neden eğlenmek ve aldığımız kıyafetleri kullanmak için bir parti bekleyelim ki ? " diyor.
Gold lame ve sigara pantolonlar, blazer ceketler, ipek şifonlar, jarse fularlı elbiseler, kürklü yelekler, Siyah-Beyaz baş döndürücü retro baskılar, egzotik hayvan desenleri ile  diğer baskıların harika karışımları, renk blokları, parlak pembelerle ile 70'lerin havasını günümüze taşıyan DVF’in, Lincoln Center, da sunduğu 37 parçalık iş ve patiyi birleştiren koleksiyonu, tam anlamı ile kusursuzluk ve seksilik sembolü gibiydi.
Doğuştan yetenekli olduğunu bir kez daha gösteren Von Furstenberg kullandığı çarpıcı renk  paletinde ise; Aqua tonlarını, Siyah- Beyaz kombinasyonunu, Derin Morları, Parlak Sarıları, Hardal renklerini, Parlak Kırmızılar ve Pembeleri, Pas tonlarını, Kahve, Altın, Mavi ve Metalik renkleri kullanmayı tercih etmişti.
Adeta  klasiğin yeniden keşfini izlediğimiz  DVF 2013 Sonbahar-Kış koleksiyonu, önümüzdeki Kış günlerinde de modern kadının mükemmel seçimi olacak ve onun bulaşıcı enerjisi  herkese geçecek diye tahmin ediyorum.
 New York moda haftasının kapanış günü  koleksiyonlarını sergileyen Calvin Klein’in kreatif direktörü Francisco Costa için “Bugüne kadar ki en giyilebilir koleksiyonlarından biri  hazırlamış, bu hali ile hem çok özgün hem de çok modern” yorumları yapıldı.
Kış koleksiyonunun ilham kaynağının “ Kesişme “ olduğunu söyleyen modacı, hazırladığı modellerde  erkeklik ve dişilik, klasik ve yeni, yumuşak ve sertliğin kesişme noktalarını yakalamaya çalışmış. Abartılı oranların hakim olduğu tasarımlarda kullanılan Siyah, petrol Mavisi ve Loden Yeşili gibi karanlık tonlar Beyaz renk ile yumuşatılmış. Andrei Tarkovsky’in  1962 yapımı bir Sovyet filmi olan ve  İkinci Dünya Savaşı sırasında yetim bir kız çocuğun hayatını anlatan “ Ivan’s Childhood” filminden çok etkilendiğini, koleksiyonu etkisi altına alan  askeri tarzın buradan kaynaklandığını söyleyen Costa,  güçlü omuzlar, kalın kemerler, deri etekler, platform tabanlı botlar, süslemeden uzak yalnızca  metal tokalar ile bu askeri tarzı daha da keskinleştirmiş.


Donna Karan
Donna Karan, 2013 Sonbahar-Kış koleksiyonuyla yaşayan bir moda efsanesi olduğunu  bir kez daha kanıtladı. "Duyarlı, Hassas, Heykel" başlıklı koleksiyonunu, 2001 de kaybettiği heykeltıraş eşi  Stephan Weiss'ın  sanatına ve ruhuna atfettiğini söyleyen modacının, hazırladığı koleksiyon da ki vücudu saran elbise ve eteklerde gerçekten heykelleri anımsatan bir asalet hakimdi.
Kahverengi, Siyah, Gri ve Taba tonlarının her dokuda hayat bulduğu, jarse, saten, streç krep, kırpılmış yünler, neopren ve kaşmir karışımı kumaşlar  ile rahatlığı ön plana çıkarırken her biri kentsel savaşçı edası ile podyumda süzülen mankenler streç jarse elbiselerin üzerine atılmış rüzgârda uçuşan şalları ve pelerinleri  ile  son derece zarif , sofistike ve  şehvetli heykeller gibi görünüyordu. Kendine özgü stilini yine  başarıyla devam ettiren ve koleksiyonunu kendi gibi güçlü, modern, güvenli ayni zamanda pratik kadınlar için tasarladığını söyleyen modacının, koleksiyonun  genelinde kullandığı asimetrik detaylar, deri kürk karışımları ve tüm bedeni saran zarif deri şeritler onun ustalığını tekrar tekrar kanıtlar gibiydi.
Michael Kors
Forbes dergisini açıkladığına göre tahmini  kişisel birikimi 950 milyon dolara ulaşan Michael Kors bu koleksiyonu ile kısa süre de milyoner olan unvanını dolar milyarderine  taşıyacak gibi  görünüyor.
“Bugün kentte yaşam ile başa çıkmak için birer atlet olmak lazım “ diye Kors, parlak şehir ışıkları ve hızlı kentsel yaşamdan ilham alarak hazırladığı  koleksiyonunun temellerini şık, güçlü ve atletik kıyafetler üzerine kurmuş ve zaten ultra canlı koleksiyonunu, Neon Portakal, Taksi Sarısı ve Kobalt Mavisi renkleri ile daha da canlandırmış.
Eşofman pantolonlar, moto montlar, 60’larin tarzı fermuarlı, deri kollu ceketler, peplum ve tüvit kalem etekler, balıkçı ve deri büstiyerli kokteyl elbiseleri, Kobalt, Siyah ve Beyaz kamuflaj desenli kürkler ve kazayağı desenler ile odlukça sportif bir kış koleksiyonu sizleri bekliyor diyebiliriz . Ayrıca Michael Kors’un defilede sergilediği son gözlük koleksiyonu ve kapanışı yapan Karlie Kloss’un giydiği kristal taşlarla kaplanmış Siyah kuyruklu elbise de göz kamaştırıcıydı.
Zac Posen
Kırmızı halıların  vazgeçilmez  modacısı ve yıldızların bir numaralı tercihlerinden olan  Zac Posen, Plaza Hotel de düzenlenen zarif ve lüks defilesi ile yine göz kamaştırdı. Defileyi düzenlemek için Plaza otelin küçük Gilded salonunu seçen modacı, bunu seyircileri giysilere  tam anlamı ile odaklamak için tercih ettiğini söyledi. Oysa büyük bir salon tercih edilmiş olsaydı da, Gri kadife ve şifonlar, lüks altın ve deve tüyü tonları, mükemmel dizayn edilmiş kum saati siluetler, su taşı nakışları, asimetrik kesimler, muhteşem drapeler, origami katlamalı pililer, saten kumaşların ışıltısı, peplumlar, şık deriler, lüks kürklerle bezeli bu mükemmel, çekici, romantik ve kraliyet cazibesine sahip koleksiyonun hangi parçası gözden kaçabilirdi ki? Jakarlı, atlas, organze, tül ve ottoman kumaşlarla hazırlanmış yine harika bir koleksiyona daha imza atan Zac Posen, ayrıca  şık bluzlar, tüvit etekler ve ceketler, kadife pantolonlar ile 2013 kışı için sadece gece elbiseleriyle sınırlı kalmayacağının artık günlük kıyafetlere de el atacağının sinyallerini verdi.
Marc Jacobs
New York Moda Haftası Marc Jacobs’un  2013 Sonbahar-Kış Koleksiyonu ile adeta sallandı . Podyumu ışıldatan dev güneş fikri en az tasarımlar kadar harikaydı.
Her defilesini muhteşem göz kamaştırıcı bir şova dönüştüren, modanın dahi çocuğu Marc Jacobs, bu defa da Lexington Avenue Armoury de, New York Limanı’ nda ki şelaleler gibi projeleri ile meşhur olan Olafur Eliasson’in beş yıl önce Londra’da ki  Tate Galeri için  hazırladığı küçük yapay güneşin bir benzerini kullanarak hazırladığı şovu ile  yaratıcılıkta sınır tanımadığını bir kere daha ispatladı. Belli ki Jacobs yeni hikayesini, kelimenin tek anlamı ile göz kamaştırıcı  kurgulamıştı ve  yapay güneşin aydınlattığı  dairesel bir sahne etrafında oturmuş seyirciler ile birlikte  tüm Moda Dünyası’nı da yine bu muhteşem gösterisi ile büyülemeyi başardı. Sarı renk ışık  ile yıkanmış  salonda, modellerin hızlı adımlarla daireler çizmesi ile başlayan defile de, adeta her şey altın rengine bürünmüştü. Hikayesi, uykudan yeni uyanan modellerin, sabah aydınlığında sokağa çıkmaları olan şovda, aydınlatmanın doğal ışık tonuna dönüşmesi ile  koleksiyonun tüm zenginliği ve azameti  bir anda gözler önüne serildi. Safir, Yakut ve Kızıl Kuartz  gibi kıymetli taş tonları, payetli bluzan elbiseler içindeki  modellerin üzerinden akıyor hissi yaratırken, belli ki  sergilenen bu görüntü  ile modellerin uykudan uyandıklarında bile ne kadar çekici olabilecekleri ispat edilmek isteniyordu.
Payetli elbiseler, pijama pantolonlarla kombinlenmiş kabarık tüylü  kürkler, kısacık seksi saten şortlar ve ince kemerli  bluzları ile 50'li yılların etkisini derinden hissettiren defile, tek kelime ile kusursuzdu.
Finalde ekose pijamaları ile seyircileri selamlayan Marc Jacobs’un geçen sene  Sandy kasırgasının harap ettiği  evinin, bu sene de Nemo kar fırtınasının kesintiye uğrattığı Marc by Marc Jacobs defilesinin ardından, “Jacobs kullandığı yapay güneş ile ışıltılı, sıcak ve güvenli günlere  duyduğu özlemi göstermek istemiş “ yorumlarına neden oldu.
 Defilenin tamamlanıp salon tamamı ile  karanlığa gömülürken, Marc Jacobs yine hafızalardan kolay silinmeyecek şovu ile  bu seneki New York Moda Haftası'nın da  kapanışını yaptı.
New York'tan sonra Londra'da görüşmek dileği ile :)
Tuba Edman / T&E Trend Tracker

No comments:

Post a Comment